Otonom araç teknolojisi: Şirketler ve gelişmeler

2000’lerin ilk yıllarında The Defense Advanced Research Projects Agency (DARPA) tarafından düzenlenen yarışmalar, otonom araçların geliştirilmesi için bir itici güç oldu. Bu yarışmalar, birçok teknoloji şirketinin ve araştırma grubunun otonom araç teknolojileri üzerinde çalışmasını hızlandırdı. Ardından 2010’ların ortalarında, otonom teknolojilerin ticari uygulamaları artmaya başladı. Sürücüsüz teslimat araçları, tarım makineleri ve endüstriyel araçlar gibi alanlarda otonom teknolojilerin kullanımı yaygınlaştı.

Bu hızlı büyüme, küresel otonom araçlar pazarının 2022’de 25.15 milyar dolardan 2029’da 197 milyar dolara yükselmesi öngörülüyor. ABD yüksek AR-GE yatırımları ve düzenleyici çerçevedeki ilerlemelerle dikkat çekiyor. Çin ve Avrupa Birliği ülkeleri, ABD’den sonra geliyor.

Otonom araç teknolojileri dünya genelinde hızla gelişirken şirketler öne çıkıyor. Geçen şubat ayında Apple, 2014 yılından beri geliştirdiği elektrikli sürücüsüz otomobil projesi olan Project Titan’ı sonlandırdı. Bloomberg tarafından yapılan açıklamaya göre, yaklaşık 10 yıllık bir çalışmanın ardından Project Titan’ın iptal edilmesi, büyük otomobil üreticilerinin elektrikli otonom araçlara yönelik yatırımlarını yeniden gözden geçirdiği bir döneme denk geldi. Bu dinamik ortamda öne çıkan şirketler, otomotiv ve teknoloji endüstrilerini yeniden şekillendiriyor.

Sektörde öne çıkan şirketler ve stratejileri

Tesla, otonom araç teknolojisindeki öncü konumuyla tanınan bir şirket. Şirketin kurucuları Martin Eberhard ve Marc Tarpenning‘in elektrikli araçlarla ilgili bir devrim yaratma vizyonu, Tesla’nın temelini oluşturdu. Tesla’nın kuruluş sürecinde Elon Musk ile yapılan kilit bir ortaklık 2015 yılı ağustos ayında başladı. Musk, şirketin hisse fiyatı 242 dolar üzerinden Tesla’ya 20 milyon dolarlık yatırım yaptı.

Elon Musk, 2017-2020 arasında periyodik olarak Tesla’ya yatırım yapmıştı. Ancak, Kasım 2021’de 9.1 milyon hisse satarak yaklaşık 10 milyar dolarlık bir değere sahip hisselerini elden çıkardı. Bu satışlar, hisse fiyatlarında başlangıçta yüzde 16’lık bir düşüşe neden oldu. Aralık 2021’de satışlara devam ederek hisse fiyatlarında yüzde 19.5’lik bir düşüş yaşandı, ancak piyasa bu düşüşü kısmen telafi etti. Nisan 2022’de, Musk’ın Twitter’ı satın alma niyeti hisseleri etkiledi, Twitter yönetimi onay verince hisseler yüzde 38‘e varan bir düşüş yaşadı.

Tesla’nın otonom araç teknolojisi, özel donanım ve yazılım kombinasyonuna dayanıyor. Şirket, kendi yapay zeka çiplerini geliştirerek araçlarında kullanıyor. Bu çipler, aracın çevresini algılayan ve çeşitli durumları değerlendiren bir yapay zeka sistemi sağlıyor.

Ayrıca Tesla’nın otonom araç teknolojisini genişletmek için başlattığı bir diğer strateji, abonelik hizmeti. Bu abonelik hizmeti, müşterilere Tam Otonom Sürüş özelliğine erişim sağlıyor ve sürekli olarak güncellenen bir otonom sürüş deneyimi sunuyor.

Şirketin en büyük avantajı, veri toplama sürecine olan yaklaşımı. Tesla, yüz binlerce aracından gelen verileri kullanarak yapay zeka algoritmalarını eğitiyor. Bu veriler, gerçek dünya deneyimlerinden elde edildiği için otonom araçların daha zeki ve güvenilir olmasını sağlıyor.

Tesla’nın bu yaklaşımı, taklit öğrenme olarak adlandırılıyor. Bu, algoritmaların, gerçek dünya sürüş verilerine dayanarak nasıl tepki vereceklerini öğrenmelerini sağlıyor. Bu da, Tesla’nın otonom araç teknolojisindeki liderliğini güçlendiriyor.

Bir taraftan, şirket yenilenebilir enerji alanında da faaliyetlerini genişletti. Güneş panelleri ve depolama çözümleri gibi yenilenebilir enerji ürünlerinin yanı sıra, Powerwall ve Powerpack gibi ev ve işletmeler için enerji depolama çözümleri sunarak bu alandaki varlığını güçlendirdi.

Google’ın 2009 yılında başlayan otonom araç

Google, otonom sürüş teknolojisini geliştirmek için yoğun bir çaba harcarken 2012’de ilk kez halka açık yollarda otonom araçlarını test etmeye başladı. 2016’da Google’ın otonom araç projeleri, Waymo adı altında ayrı bir şirket haline getirildi. Bu adım, otonom araç teknolojisinin ticarileştirilmesi ve daha odaklı bir şekilde geliştirilmesi için önemli bir dönüm noktasıydı.

Waymo, 2018’de Arizona’da Phoenix şehrinde sınırlı bir hizmet olan Waymo One‘ı başlattı. Bu hizmet, kullanıcıların otonom araçlarla seyahat etmelerine olanak tanıyarak, gerçek dünya koşullarında teknolojinin performansını test etmeyi amaçlıyordu.

Mart 2020’de Waymo, Silver Lake, Canada Pension Plan Investment Board ve Mubadala Investment Company’nin liderliği üstlendiği yeni yatırım turunda 2,25 milyar dolar yatırım aldı.

2021’in aralık ayında Waymo, Çinli otomobil üreticisi Geely ile stratejik bir ortaklık kurduğunu duyurdu. Bu ortaklık kapsamında, otonom sürüş teknolojisi olan Waymo Driver, Geely’nin elektrikli otomobil markası Zeekr’e entegre edilecek. Amacı ise, Zeekr’in ABD pazarında daha geniş bir kitleye ulaşmasını sağlamak.

Waymo, ABD’nin San Francisco şehrine sürücüsüz araç testlerini genişleterek taksi hizmetini de sunmaya başladı. Şirketin hedefi, beşinci nesil Waymo Driver teknolojisiyle donatılmış Jaguar I-Pace‘lerden oluşan otomobil filosuyla kapsam alanını artırmak.

Waymo sürücüsüz taksi testlerine ABD’nin Phoenix şehrinde başlamış ve hizmet alanını kademeli olarak genişletmişti. Özellikle 2021’in Haziran ayında yapılan 2,5 milyar dolarlık yatırım turu, Waymo Drive teknolojisinin geliştirilmesini ve şirketin operasyonlarını genişletmesini sağlamak için yapıldı. Bu yatırım turuna, Alphabet, Andreessen Horowitz, AutoNation, Canada Pension Plan Investment Board, Fidelity Management & Research Company, Magna International, Mubadala Investment Company, Perry Creek Capital, Silver Lake, T. Rowe Price Associates, Inc., Temasek ve Tiger Global gibi büyük yatırımcılar katıldı. Waymo, 1 milyon mil yani yaklaşık 1.609.344 kilometre barajını aştı. 

Ocak 2023’te ABD’de, güvenlik endişeleri nedeniyle Waymo ve Cruise’un robot taksi hizmetlerinin genişletilmesinin durdurulması talep edildi.

Yenilikçi yaklaşımıyla Cruise

Cruise, otonom araç teknolojileri konusunda öncü bir şirket olarak tanımlanıyor. Şirket, San Francisco’dan Dubai’ye kadar uzanan etkinlikleriyle uluslararası alanda kendine sağlam bir yer edindi. Öncelikle San Francisco’da başlattığı robotaksi hizmetiyle Cruise, kullanıcılara ücretsiz deneme sürüşleri sunarak ilgiyi üzerine çekti. Ayrıca, Kaliforniya Kamu Hizmetleri Komisyonu’ndan alınan tamamen sürücüsüz yolculuklar için ücret talep etme izni, şirketin büyüme potansiyelini gösteriyor.

Cruise’un Dubai’deki haritalama projeleri ise uluslararası alandaki etkinliğini kanıtlıyor. Şirket, Kendi Kendini Yöneten Ulaşım Stratejisi kapsamında şehrin sokaklarının haritasını çıkarmak için elektrikli otonom araçlarını göndererek 2030 yılına kadar 4 bin araçla genişletme hedefine liderlik ediyor.

Cruise’un Walmart ile Arizona’da başlattığı otonom teslimat ağı, büyük perakende şirketlerine yeni çözümler sunuyor. Elektrikli otonom araç filolarıyla, şehir içi ulaşımın geleceğini şekillendirme yolunda önemli bir rol oynuyor.

Cruise, güçlü ortaklarla iş birliği yaparak otonom araç teknolojilerinde liderliğini sürdürüyor. Şirketin misyonu, güvenli ve sürdürülebilir otonom araçlar geliştirmek ve toplumun hizmetine sunmak üzerine odaklanmış durumda. California Public Utilities Commission tarafından düzenlenen hizmetler, şeffaflık ve güvenlik açısından sürekli denetleniyor.

Haziran 2021’de Cruise, araçlarının üretimini tamamlamak için 5 milyar dolarlık kredi kullandı. Şubat 2022’de şirket, SoftBank Vision Fund’dan 1,4 milyar dolar yatırım aldı. Şirket, kurulduğundan bu yana 11 yatırım turunda 8,47 milyar dolarlık yatırım aldı.

Tamamen sürücüsüz araçlar için test izni alan Cruise, gelecekteki hedeflerinde otonom araç teknolojilerini daha geniş kitlelere ulaştırarak ulaşımı daha güvenli ve erişilebilir hale getirmeyi planlıyor. Geçen Kasım ayında şirketin CEO’su Kyle Vogt istifa ettiğini açıkladı

Uber’in otonom araç sektöründeki yeri

Uber, dünya genelinde milyonlarca kullanıcısına ulaşan ve ulaşımı daha erişilebilir hale getiren bir platform olarak biliniyor. Ancak şirketin hedefleri sadece yolcu taşımacılığıyla sınırlı değil. Uber, otonom sürüş teknolojileri alanında da büyük bir dönüşümü tetiklemek ve geleceğin ulaşımını şekillendirmek için çeşitli stratejiler yürütüyor. 

Uber, modern taşımacılığı kökten değiştiren küresel bir yolculuk paylaşımı uygulamasıyla tanındı. Ancak, şirket son yıllarda otonom sürüş teknolojilerine olan ilgisiyle de dikkat çekti. Otonom sürüş, Uber’in gelecekteki taşımacılık stratejisinin önemli bir parçası.

Uber, 2015 yılında otonom araç teknolojisi geliştirmeye odaklanmak için ATG’yi kurdu. ATG, otonom sürüş teknolojileri üzerine yoğun Ar-Ge çalışmaları yürüttü. Ancak, Uber’in otonom sürüş hedefleri ciddi engellerle karşılaştı. 2018 yılında, Uber’in test aracının bir yayaya çarpması sonucu ölümcül bir kaza yaşandı. Bu olay, şirketin otonom araç testlerini askıya almasına ve ATG’yi satışa çıkarmasına yol açtı.

2019 yılında Volvo ve Uber geliştirdikleri yeni araç olan Volvo XC90 SUV’yi tanıttı. Bu araç, Uber’in otonom sürüş teknolojisiyle donatılmış ve tamamen kendi kendine sürüş yeteneğine sahip ilk üretime hazır araç olarak ön plana çıktı.

2020 yılında, Uber ATG’yi genç bir otonom araç şirketi olan Aurora’ya sattı. Ancak, bu satış, Uber’in otonom sürüş teknolojilerine olan ilgisinin sona erdiği anlamına gelmiyor. Şirket, Motional adlı başka bir otonom araç şirketiyle işbirliği yaparak otonom sürüş hizmetlerini geliştirmeye devam ediyor. 

Uber, otonom sürüş teknolojileri alanında Cruise ve Waymo ile iş birlikleri yaptı. Bu iş birlikleri, Uber’in otonom araç teknolojileri ve elektrikli araç filosu hedeflerine ulaşmasına yönelik stratejik ortaklıklar olarak öne çıkıyor.

İki girişimci Logan Green ve John Zimmer, 2012’de Zimride adlı araç paylaşım platformunu kurdu. Ancak, şirket daha sonra kısa mesafe yolculuklarını kolaylaştıran ve dijitalleşmiş bir hizmet sunan Lyfte dönüştü. 2014’te paylaşımlı ulaşım başlatıldı ve yolcuların maliyetleri paylaşarak daha ekonomik bir seçenek sunuldu. 2020’de, Motional ile otonom taksi hizmeti sunma planlarını açıkladı ve kendi otonom sürüş bölümünü Toyota’ya satarak bu alandaki liderlik pozisyonunu güçlendirdi. Bu, Lyft’in sadece bir ulaşım sağlayıcısı olmanın ötesinde bir vizyona sahip olduğunu gösteriyor. Şirket, dijitalleşme ve otonom sürüş gibi yenilikçi teknolojilere odaklanarak ulaşım endüstrisindeki geleceği şekillendirmeye kararlı.

2020’den sonra Lyft, otonom sürüş teknolojisi konusundaki çalışmalarını hızlandırmaya odaklandı. Şirket, otonom araçlarla robotaksi hizmetini geliştirmek için çeşitli ortaklıklar ve girişimler başlattı. Aynı zamanda, 2022’de PBSC Urban Solutions’ı satın alarak bisiklet paylaşımı alanında da genişledi. Bu, Lyft’in sadece motorlu taşıma değil, aynı zamanda çevre dostu ve kentsel ulaşımı teşvik eden alternatif ulaşım seçeneklerini de desteklediğini gösteriyor.

Ancak, 2022’de şirket personelinde kesintilere gitmek zorunda kaldı ve yaklaşık yüzde 13‘lük bir kesintiyle çalışan sayısını azalttı. Bu, şirketin değişen pazar koşullarına uyum sağlama ve operasyonel verimliliği artırma çabalarının bir parçasıydı. 2023’te Lyft, otonom araç teknolojisi üzerine odaklanma kararı aldı ve bu alandaki çalışmalarını hızlandırdı.

Argo AI kapandı

2016 yılında Pittsburgh merkezli olarak hayata geçen Argo AI, otonom araç teknolojilerinin geliştirilmesine odaklanmış bir girişim olarak dikkat çekiyor. Şirket, Ford ve Volkswagen gibi dev isimlerden toplamda 3,6 milyar doların üzerinde yatırım çekerek sektördeki potansiyelini kanıtladı.

Argo AI, 2017 yılında 1 milyar dolarlık bir yatırım turu ile büyük bir ivme kazandı. Ancak 2022 yılı itibarıyla beklenen yatırım desteğini alamaması ve yeni yatırımcılar çekememesi sonucunda kapanma kararı aldı. Bu süreçte Ford’un Argo AI’ya yönelik stratejik bir değişiklik yapacağı açıklanmış, vergi öncesi değer düşüklüğü yaşandı.

Argo AI’ın kapanması, Ford’un sürücü destek sistemlerine odaklanma kararını beraberinde getirdi. Bu kararın etkisiyle Argo AI’ın şirket değeri 2,7 milyar dolar düştü. Ford CEO’su Jim Farley, bu süreçte bazı Argo AI mühendislerine Ford’da iş teklifi yapılacağını ve otonom araç teknolojilerine yönelik çalışmaların devam edeceğini belirtti.

Volkswagen ise Argo AI’ya artık yatırım yapmayacağını ve kaynaklarını başka alanlara yönlendireceğini açıkladı. Bu kararla birlikte Argo AI’nın kapandığı ve Ford ile Volkswagen ortaklığının sona erdiği duyuruldu. İki şirket, otonom sürüş teknolojileri konusunda kendi bünyelerindeki yetenekleriyle çalışmalarını sürdüreceğini açıklamıştı. 

Sektördeki diğer aktörler ve pazar fırsatları

Otonom araç teknolojisi alanında faaliyet gösteren birçok şirket bulunuyor. Bu şirketler çeşitli anlamda otonom sürüş teknolojilerini geliştiriyor ve uyguluyor. Aptiv ve Autoliv gibi şirketler, otonom sürüş teknolojilerinin donanım ve yazılım bileşenlerini sağlayarak sektöre katkıda bulunuyor. Özellikle Çin pazarında faaliyet gösteren şirketler arasında Baidu, Didi ve Pony.ai öne çıkıyor. Bu şirketler, Çin’deki otonom araç teknolojileri alanında öncü konumda ve yerel pazarın ihtiyaçlarına yönelik çözümler sunuyor. Ayrıca Çin’in geniş pazar potansiyeli, bu şirketlerin otonom araç teknolojilerini hızla geliştirmesine olanak tanıyor.

Ağustos 2023’te Toyota, Pony.ai ile Çin’de robotaksi girişimi başlattı. Anlaşma kapsamında Toyota, elektrikli araçlarını Pony.ai’ye sağlayacak ve şirketler araçlara otonom sürüş teknolojisi ile birlikte kendi robotaksi ağ platformunu entegre edecek. 

Bu ortaklık, Toyota’nın Çin’deki ortak girişimi GAC Toyota Motor Company’nin yaklaşık 139 milyon dolarlık sermayesiyle destekleniyor. Pony.ai, 2020 yılında Toyota’dan 400 milyon dolarlık yatırım almıştı ve kuruluşundan bu yana toplamda bir milyar doların üzerinde yatırım çekti. Şirket, ABD ve Çin pazarlarındaki varlığını güçlendirmeyi hedefliyor.

Diğer yandan Zoox, Nuro ve autoX gibi şirketler özellikle teslimat ve lojistik sektörlerinde otonom araçlar üzerine odaklandı. Bu şirketler, kargo taşımacılığı ve last mile delivery gibi alanlarda otonom araç teknolojilerini kullanarak verimliliği artırmayı hedefliyor.

Bir yanıt yazın

Share to...